‘Mersin afet senaryoları hazırlayarak aksiyon almalı’

2 Şubat 2026 Pazartesi 22:26

Mersin’in 2001 ve 2016’da yaşadığı sel afetleri için hazırlanan bilimsel raporların bugünde geçerliği olduğuna dikkat çeken TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, son sel afeti sonrası “İleriye dönük afet senaryolarını hazırlayarak aksiyon alınmalı” uyarısı yaptı.

Haber Merkezi

 

Kentte yaşanan sel afetine ilişkin yazılı bir açıklama yapan TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu, iklim değişikliğine adapte olunması çağrısı yaparak, dere yataklarının genişletilerek ıslah edilmemesi ve imara açılmasını eleştirdi. 

Mersin’in son 30 yıldır aldığı göç nedeniyle hızlı nüfus artışına uğradığına dikkat çekilen açıklamada, bu durumun beraberinde çarpık kentleşme sorunlarıyla yüz yüze kalınmasına neden olduğu aktarıldı.

Son olarak 30 Ocak 2026 tarihinde gerçekleşen şiddetli yağışlar nedeniyle yüksek kesimlerdeki karların erimesi sonucu kentin çeşitli noktalarında bulunan derelerde debi yükselmelerine bağlı olarak taşkınlar yaşandığı anımsatıldı.

 

MERSİN’İN METEOROLOJİK VE SİNOPTİK KOŞULLARI SEL VE TAŞKINLAR İÇİN UYGUN ORTAMI HAZIRLIYOR”

“Mersin, bulunduğu bölge itibari ile alçak ve yüksek basınç altında gerçekleşen meteorolojik şartlara uyan tipik bir Akdeniz ilidir” denilen açıklamada, “Bu açıdan ele alındığında Mersin coğrafyasında gerçekleşen sel ve taşkınlar sinoptik olarak incelendiğinde, söz konusu meteorolojik ve sinoptik koşulların sel ve taşkınlar için uygun ortamı hazırladığı görülmektedir.

Kentimizde yaşanan sel ve su baskınlarına baktığımız zaman (en son olarak 1968, 2001, 2012, 2016 ve 2026) yıllarında gerçekleşen yağışlar yüksek sel ve su baskınları özelliğine sahiptirler.

2026 yılı Ocak ayı ikinci yarısında başlayan sağanak yağmur ve kar yağışları ay sonunda etkisini arttırarak 30 Ocak 2026 tarihlerinde Mersin il merkezinde, Mezitli, Toroslar ve Erdemli gibi ilçelerinde derelerin kapasitelerinden fazla akıntıya maruz kalmalarından dolayı sel ve taşkınlara sebep olmuştur.

Nihayetinde; kuzeyden beslenen soğuk hava kütlesinin baskısıyla karşılaşan nemli ve nispeten ılık havanın, kıyılarda etkili yağış ve yüksek kesimlerde etkili kar yağışlarına sebep olması kaçınılmaz olmuştur.

Arslanköy, Kızılbağ, Fındıkpınarı ve civarındaki kaynaklardan başlayıp havza içindeki su kaynaklarından beslenerek aşağı inen irili ufaklı dereler büyük oranda Mezitli Deresi’nde birleşerek tahliye olmaktadır. 1500 ile 1000 metre arasındaki rakımlı bölgeden eriyerek gelen kar kütlesi, rakım düştükçe aynı zamanda yağan yağmurla da birleşerek Mersin ve Mezitli ilçelerine doğru büyük kütleli su olarak akışa geçmiştir.

 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİSİ İLE MERSİN’DE AŞIRI KURAKLIK VE AŞIRI EKSTREM YAĞIŞLAR YAŞANIYOR

Diğer yandan; Mersin ili için Mersin Meteoroloji Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporlara bakıldığı zaman 1990-2025 normallerine göre özellikle 2015’den itibaren artarak devam eden sıcaklık artışı 1-1.5°C seviyelerindedir. Mersin ilinde ‘küresel sıcaklık artışı’ ve paralelinde ‘iklim değişikliği’, etkileri itibariyle ‘aşırı meteorolojik hadise artışı’ merkezli ‘aşırı kuraklık ve aşırı ekstrem yağışlarından’ bahsetmek mümkündür.

Sıcaklık artışı ile birlikte oluşan ısı dalgaları ve nem alçak ve yüksek basıncın kararlı bir zon oluşturma davranışı ile birlikte İstanbul, Bartın, İzmir, Bodrum gibi diğer sahil şehirlerinde oluşan sağanak ve ani yağışların Mersin’ de de sıklaşıp belirginleştiği ve kalıcı bir hava olayı olarak karşımıza çıktığı görülmektedir” denildi.

 

GEÇMİŞTEKİ SELLER İÇİN HAZIRLANAN RAPORLAR GEÇERLİLİĞİNİ KORUYOR

Kentte daha önce de 2001 ve 2016 yıllarında yaşanan sel afetleri göz önüne alındığında, TMMOB’a bağlı odaların ilgili dönemlerde yaptıkları açıklamalar ve hazırladıkları raporların hala geçerliliğini koruduğuna değinildi.

“30 Ocak günü yaşanan bu afet, geçmişte yapılan yanlış uygulamaların bugüne hala yansıdığının ve hala birçok noktada eksiklerimizi tamamlayamadığımızın bir göstergesidir” denilen açıklamada şu görüşlere yer verildi; “İklim değişikliğinin dünyamıza ve en çok da kentlerimize yansıması elbette mevsim ve hava koşullarının değişimidir. Ancak, bu değişime kentin adapte olması için gerekli çalışmalar ivedilikle yapılmalıdır.

 

AŞIRI GÖÇ HIZLI BÜYÜMEYİ GETİRDİ, ALTYAPI GECİKTİ

Mersin ili özellikle 1990’lı yıllardan sonra aşırı göç alması sebebiyle de hızlıca büyümesine rağmen derelerin ıslahı ve özellikle GMK Bulvarının altındaki dere yatakların genişletilerek ıslah edilmemesi gibi unsurlar ile birlikte kentsel altyapı çalışmalarını tamamlamakta gecikmiştir.

Ayrıca, derelerin taşkın sınırlarında geçmişten gelen imar kararları doğrultusunda tamamlanmış yapılaşmalar mevcuttur ve bu nedenle DSİ görüşleri dikkate alınarak işaretlenen ‘taşkın saha’larda birçok yapı yer almaktadır.

Bugün taşkın saha sınırları dikkate alınarak getirilen imar planı kararları, mevcut yapıların ömrünü tamamlamasını beklemektedir; Mezitli Deresi taşkın sahası da bahsettiğimiz bu ıslah ve yapılaşma probleminin en büyük örneğidir.

 

DERELER NASIL ISLAH EDİLMELİ?

Dere ıslah yöntemleri ele alındığında; beton veya taş duvarlar ile yapılan ıslah çalışmaları ile taşkın sınırları içindeki mevcut yapısal öğeler taşkın anında suyun toprak tarafından emilimini sağlamadığı gibi, taşkın anında olması gereken tampon bölge olmadığı için, aşırı gelen sular direkt olarak insan yaşamını etkileyerek can ve mal güvenliğini tehdit eden olaylar ortaya çıkarmaktadır. Dere kenarlarının açık bırakılarak peyzaj alanı olarak kullanımının sağlanması, dere ıslahlarının beton veya taş duvarlar yerine kademeli olarak peyzaj alanları olarak tasarlanması, bu alanların taşkın durumlarında toprak ve bitki bulunması sebebi ile suyun tutulması ve drene edilmesini sağlaması, şehrin yapısal geneline karşı koruyucu bir bant oluşturması, bunun haricinde yağış olmayan durumlarda ise rekreasyon alanı olarak kullanılma imkanı tanıyacaktır.

 

İŞLEVSEL YEŞİL ALANLAR LAZIM

Yapılacak bu düzenleme ile şehrin orta kısımlarında dereler ile birlikte yer alan boşlukların kentin hava sirkülasyonu olarak kullanılmasına olanak tanımakla birlikte; kentin insan ve yapı yoğunluğunun olduğu bölgelerinde mavi-yeşil işlevsel altyapı sistemlerin kurgulanması ve kullanıma geçilmesi gerekmektedir. İşlevsel yeşil alan ve yeşil havzalardan oluşan bu yeşil- mavi altyapı sistemleri yağmur suyunun akış hızını düşürerek, suyu tutmak, depolamak ve suyun yer altı sularına karışmasını sağlamaktır. Bu bağlamda yağmur suyu bahçeleri, aşırı yağmur sularının toplanmasına olanak sağlayan kotlu tasarımları ile suyun toplanması anlamında günümüzde ön plana çıkmaktadır. Bu alanlar aynı zamanda deprem gibi afet durumlarında da toplanma alanı olarak kullanılabilecektir.

 

“İLERİYE DÖNÜK AFET SENARYOLARINI HAZIRLAYARAK AKSİYON ALMALI”

Unutulmamalıdır ki, iklim değişikliğinin etkisiyle artan yağışların afete dönüşmesinde nüfus artışı ile yapılan düzensiz yapılaşmalar, dere yataklarının doldurularak imara açılması, dere yataklarının akış yönlerinin değiştirilmesi, dere ıslahlarının dere yataklarının genişletilerek ve dere kenarlarının açık bırakılarak peyzaj alanı olarak kullanımının sağlanmaması ve mevcut yapılaşmalar, 50 yıllık ısı ve yağış projeksiyonları ve kentsel ısı dalgaları gibi delillere uygun olarak yapılmaması önemli rol oynamaktadır. Yaşadığımız afet ne ilk, ne de sondur; kent genelinde tüm kamu kurum ve kuruluşlarımız ortak bir karar ile ileriye dönük afet senaryolarını hazırlayarak aksiyon almalıdır” denildi.